Tiyatro Haberlerinizi Yollar mısınız?

Tiyatro Haberlerinizi Yollarmısınız?


Tiyatro oyun tanıtımınızi veya haberlerini  en az bir resmi
ile Yollayınız.

Afış Koleksiyonumuz için lütfen  Afışlerinizi Yollayınız.

E-posta Hesab Erisimi

Hala ALMADINIZ MI?

@tiyatroturkiye.com 

E-posta Giris

Kaydol

Tiyatro Turkiye Oyun Bilgisi

Oyunlar: 2
Eleştiriler: 0
Tanıtım: 0
Yorumlar: 0

Alternatif Tiyatro Dergisi


Isim:

E-Posta:

Kısa Kısa

  • “Eskici dükkanı, Orhan Kemal’in ırgatlık ve el işçiliğinden fabrika işçiliği ve makineleşmeye doğru yol almakta olan toplumda, git gide yoksullaşan bir ailedeki kuşak çatışmalarını ve bireyin sıkıntılarını birkaç katmanda anlattığı bir öykü.”

    Devamını oku...
  • Oyun, yabancılaşma ve zorbalaşmaya karşı tek başına sesini yükseltmeye çalışan Sophie 'nin öyküsünü konu alır. Tahammül edemediği gerçeği kafasındaki kurgularla karıştırdığı bu zorlu savaşımda, adı bilge anlamına gelen Sophie, zorbalardan çok zorbalığa seyirci kalanları suçlar.

    Devamını oku...

  • Kore Ulusal Dans Grubu Kore’nin önde gelen dans gruplarından biridir. Sanatın güzelliklerinin benzersiz ruhunun ve Kore danslarının güçlü enerjisinin temsilcisi olan Kore Ulusal Dans Grubu altmıştan fazla ülkede yüzlerce temsil vererek uluslararası beğeni kazanmıştır...

    Devamını oku...
  • Bir zamanların efsanevi oyuncusu Hugo Martial  (Selçuk Yöntem ) yıllar sonra iki kişilik bir oyunla sahnelere dönmeye hazırlanmaktadır. Heyecanlı ve endişelidir. Ama provanın ilk gününde diğer oyuncunun oyunu bıraktığını öğrenir. Menajer ( Hazım Körmükçü ) ve yönetmen ( Bekir Aksoy ) duruma bir çare ararlar.

    Devamını oku...

Kolleksiyoncu

iStatistik

Üye : 42
İçerik : 49
İçerik Görüntüleme Sayısı : 39617

Kimler Online

Şu anda 2 ziyaretçi çevrimiçi

Kolleksiyoncu

Yazarlar
1970 Sonrası Çağdaş Türk Tiyatrosunda Çatışma Yaratan Bir Unsur Olarak Töre E-posta

     Tiyatronun amacı da aracı da insandır. İnsan ise toplumsal bir varlıktır. Töre olgusu her dönemde toplumsal yapı içerisinde insanı koşullandırıp yönlendiren önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu nedenledir ki geleneksel toplum yapısını koruyan Türkiye toplumunun yaşantısında önemli bir yeri olan töre olgusunun, çağdaş Türk tiyatrosuna yansımalarını araştırmak ve oyun yazarlarının töre olgusuna yaklaşımlarını tespit etmek, bir zorunluluk olmaktadır.

     Tanzimat döneminde yoğunlaşan ve Cumhuriyetle birlikte sistemli olarak yürütülen, çağdaş, modern, uygar bir toplum olmayı ifade eden Batılılaşma süreci, Osmanlı döneminden kalma gelenekçi yapının kırılmasına neden olmuştur (Berkes, 1997). Ancak, kırılan geleneksel yapı ve değer yargılarının yerine yenisi koyulmaya çalışılırken toplum, yaşadığı değerler karmaşasında bir çok alanda, değişik boyutlarda çatışmalar yaşamıştır. Bu ikilem sonucu yaşanan çatışma süreci günümüzde de devam etmektedir (Tunaya,1999). Geleneksel değer yargılarının koşullandırdığı toplumumuzun, bugün de bu değerlerin etkisinden kurtulamadığını din istismarının, dine dayalı devlet özlemlerinin geldiği noktadan, buna bağlı olarak yaşanan laik-antilaik çatışmalarından anlamak mümkündür. Her gün gazete manşetlerine yansıyan, yazılı ve görsel basına taşınan kan ve namus davası öç ve kıskançlık cinayetleri, kuma, başlık parası, kız kaçırma, bekaret konulu haberler, törelerin günümüz insanı için de önemli bir olgu olmaya devam ettiğini göstermektedir. 
Devamını oku...
 
KAÇILACAK YER NEREDE?: "SON DÜNYA" E-posta
 Ve Diğer Şeyler Topluluğu, Yeşim Özsoy Gülan’ın yazdığı ve yönettiği “Son Dünya” başlıklı oyununda,  Nuh Hava Yolları’na ait 71/71 sefer sayılı uçak, bilinmeyen bir bölgede düşüyor, üç yolcu bu düşüşün ardından birbirinden habersiz kendilerini ne zamanın ne de mekânın olmadığı bir yerde buluyorlar. Kendilerini buldukları yer neresiyse o yerde, yaşadıkları olayları değerlendiriyorlar. Değerlendirme sırasında Kadın (Perihan Kurtoğlu) Doğu'yu, Erkek (Ulgar Manzakoğlu) Batı'yı, Üçüncü Şahıs (Deniz Özmen) ise ikisinin arasını temsil ediyor. İyi de, neredeler? Zaman durmuş mu, ölmüşler mi, Araf’talar mı, bilinmiyor. Yani, Yeşim Özsoy Gülan “Son Dünya”sı ile de tiyatromuzda gene yeni ve köklü bir söylem peşinde koşuyor. Ortaya yeni bir metin atıyor, disiplinler arası bir yolda ilerlemesini sürdürüyor.

DÜNYA  ÇÖKTÜĞÜNDE

         ”Son Dünya”, prömiyerini 15. İstanbul Tiyatro Festivali'nde yapmıştı. Görememiştim. Sonunda Beyoğlu Yeni Melek’teki gösterimini yakaladım. Nuh’un gemisine, dolayısıyla “Nuh Tufanı”na, sefer sayısıyla da Kuran-ı Kerim’deki “Kıyamet Suresi”ne gönderme/ler yapmıştı Yeşim Özsoy Gülan, dünyanın sonunun geldiğine, dolayısıyla insan yaşamının sonuna odaklanmıştı. Gerçekten de, oyunu izlerken ister istemez dünyamızdaki süregelen savaşları, ciddiyetini artırarak gelişen küresel ısınmayı düşünerek ölümle yüzleştim. Uçak düşerse, yani bir anlamda dünya çökerse ne Doğu kalacak, ne de Batı. Öyle değil mi ama?

Devamını oku...
 
KADİFE ÇİÇEKLERİ E-posta

DÖRT KADININ YAŞAMA TUTUNMA SERÜVENLERİ:

“KADİFE ÇİÇEKLERİ”

        Bakırköy Belediye Tiyatroları, çok katmanlı ve çağrışımlara açık bir metin olan Paul Zindel’in “Kadife Çiçekleri” adlı oyununu oynamakta. Şimdi büküp boynunuzu, bana soracaksınız: “Pekiii, ‘Kadife Çiçekleri’ gerçekten zor bir oyun mu?”

     Ayol, tiyatroda kolay mı var?

İNSANIN İÇİNİ BURKAN BİR ÖYKÜ BU ÖYKÜ

       Mutsuz, pesimist, agresif, hırçın Beatrice (Cihan Bıkmaz), biri epilepsi hastası Ruth (Nazan Koçak), diğeri bilime tutkun, içine kapanık Mathilda ya da kısaltılmış haliyle Tillie (Yonca Cevher Yenel) adlı kızları, “Cici Hala” (Cihan İnan Bekar) dedikleri yaşlı bir kadın ve de kafeste besledikleri Tillie’nin edindiği küçük tavşanla birlikte yaşamaktadır. Yaşam, dört karakterin dördünü de emzirememiştir. Zindel, bu yaşama tutunma savaşımını, karakterlerin yaşamdaki öfkelerini neredeyse Tennesse Williams ya da Anton Çehov veya Martin McDonagh tadında işlemiş. İnsanın içini burkan bir öykü bu, gel gelelim yeni değil. Beatrice’nin yoğun acısının; acısını, öfkesini en yakınlarından çıkaran Beatrice’nin dramının, yeni olduğunu elbette kimseler savlayamaz. Oyun güncelleştirilmiş olsa dahi...

Devamını oku...
 
BİR MUTFAK MASALI E-posta

KURBAĞA PRENSES’İN, KURBAĞA PRENS’E ETTİKLERİ:

            Ne biçim ülke olduk be Özdemir Abi!

          “Düşünceye Özgürlük” dalgası halka halka büyüdükçe, azmettirenler ürküyor, dolayısıyla azmedenler ve hazmedenler çoğalıyor. Baksana Hrant’ı da yitirdik. Ülkemizde demokrasi ve kardeşliğin kararlı savunucularındandı Hrant Dink. Sıkılan kurşun, Türkiye'nin aydınlık geleceğinin de, demokrasisinin de, özgürlüklerinin de potasını deldi geçti. Sağduyusu olanların duygu pınarlarını da… Düşündüklerimi Evrensel’deki köşemde yazdım, sanırım okumuşsundur. Bu konuyu fazla uzatıp, içini depreştirmeyeyim. Işıklar içinde yatsın, başka ne diyeyim! 

Abicim, geçenlerde bir galaya gittim. Dikmen Gürün, Vecdi Sayar, Engin Uludağ, İzzet Günay, Güneri Artunkal, Egemen Berköz, Tuncer Cücenoğlu, Ece Baktıaya, Oya Başak, Hayati Asılyazıcı, Ragıp Ertuğrul, Ayşe Kulin, Müşfik Kenter, uuu herkes vardı… 1956 doğumlu Alman yazar Kerstin Specht'in yazdığı “Bir Mutfak Masalı (Kurbağa Prenses)” adlı tiyatro oyunu, Bakırköy Belediye Tiyatroları aracılığıyla Türkiye’de ilk kez sahneleniyordu. Almanya'da bir taşra kasabasında geçen, eğlenceli olduğu kadar da dokunaklı bir oyun olarak tanıtıldı “Bir Mutfak Masalı”. “Günlük yaşam içerisinde boğulan, arzularını gerçekleştiremeyen ve artık masallara inanmayan kadınların anti-masalı” da dendi. Oyunu, özgün dili Almanca’dan dilimize çeviren Sibel Arslan Yeşilay, yazar Kerstin Specht’in, kendi hapishanelerinde birer yaşam geçiren kadın karakterleri ile tanındığını söyledi. Salondan içeri girerken, tam da senin istediğin gibi, bilgilerle donanımlıydım.  

Devamını oku...
 
Sanatımız Aydınlığın Meşalesı Olsun E-posta

       Yazmak işim değil ama paylaşmanın güzel bir yolu. 60 yaşından sonra memleket değiştirmiş, tiyatrosunu, dostlarını bırakıp istanbul gibi büyük, karmaşık, zor ve insanın feleğini şaşıran bir kente gelip, yaşamaya çalışan, tiyatrosuz kalmış bir insanın penceresinden bakınca yaşama, ağzından güzel hiç bir sözcük dökülmüyor. Tuzu koktu herşeyin çünkü araç mezat satılıyor sokak ortasında, bütün erdemlerimiz. Siyasetin ağzına bakan halkımız, en olmaz dediğimiz olayları, dizi seyreder gibi seyrediyor. Eskiden halkın yazarları, çizerleri, ozanları, tiyatrocuları vardı, onlarla birlikte yürüyen, bırbirinin dilinden anlayan. Ne oldu onlara?, Kol kola oduğunuz zamanları, ne çabuk unuttunuz.

        Başka dertlerinizmi oluştu yoksa? Baksana milyonlar bir kıvılcım çaktı tandoğan dan, Çağlayana,  arkadaş artık rehavetten kurtulmanın zamanı geldide geçiyor, türküleriniz, yazdıklarınız, çizdikleriniz bu karmaşadan, bu karanlıktan kurtulmak isteyen halkımız  için olmalı, bu, geçmişte hep böyleydi, unutmuş olamazsınız, özellikle siz tiyartrocu arkadaşlar, aladağlı muho, 403, teneke, pir sultan gibi oyunlarla ve daha niceleriyle, halkla kucaklaştığımız, HALKEVLERİ’ nde halaylar çektiğimiz günleri unutmuş olamazsınız, hadi sanatımız aydınlığın meşalesi olsun.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Kolleksiyoncu

Indirimde Olan Kitaplar

KÖY SEYİRLİK OYUNLARI

Oyunculuk Eğitimi İçin El Kitabı