Pazar, 05 Şubat 2012
  • Afış Koleksiyonu
  • İletişim
  • üye ol
Tiyatro
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Sahnedekiler
  • Tiyatrolar
  • Söyleşiler
  • Forum
  • Yazarlarımız
    • Süleyman KABAALİ
    • Turgut BAĞIR
    • Rasim AŞIN
    • Hüseyin AKŞEN
    • Tuncer Cücenoğlu
    • Cüneyt INGIZ
    • Nurhan TEKEREK
  • Genç Kalemler
    • Ahmet CAKMAKOĞLU
    • Eda TEMIZCAN
  • Sizden Gelenler
    • Email ATINIZ
    • Okan METIN
    • Üstun AKMEN
    • Gokhan OKSAR
    • Kemal ORUÇ
Size ozel E-posta hesabi @tiyatroturkiye.com
Sign up
Check e-mail
 

Y A Y I N Y E R I


Hayat Ağacında Tavus Kuşları


 



 Mudanyada Yeni Bir Tiyatro Çabasıyla İlk Yaz Ve Hayat Ağacında Tavus Kuşları

Nurhan TEKEREK
 

  İktisat Oyuncuları Tiyatro Topluluğu



SARAY DUVARLARI ÖTESİNDE [CBÜ İktisat oyuncuları]



 Guzel Sanatlar Fakultesi Oyunculari


YILIN KOMEDİSİ [ŞAHANE DÜĞÜN]


Tiyatro Dergisi [E-Degi]







 Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi [ANKARA DT]

Kafkas Tebeşir Dairesi [ERZURUM DT]


 

Kimler Varmış

Şuanda 33 konuk çevrimiçi

Son Haberler

  • U.Ü. GSF SAHNE SANATLARI BÖLÜMÜ'NDE KAPANIŞ ETKİNLİĞİ: ÇÖKME TEHLİKESİ ve KISA OYUNLAR
  • Mudanyada Yeni Bir Tiyatro Çabasıyla İlk Yaz Ve Hayat Ağacında Tavus Kuşları
  • TİYATRO... TEKST ARAYANLAR... SİRKÇİLER...
  • 1970 Sonrası Çağdaş Türk Tiyatrosunda Çatışma Yaratan Bir Unsur Olarak Töre
  • A Z E R B A Y C A N "OYUN" ÇOCUK TİYATROSU

Çok Okunanlar

  • Allahın Belası Bir Adam: MOLİERE
  • İzmir Güzel Sanatlar Oyuncuları
  • İBB Şehir Tiyatroları'nda 2007-2008 sezonu Kasım ayı oyunları...
  • UNUTULAN KAHRAMANLAR Cocuk Oyunu
  • Müjdat Gezen Tiyatrosu 'Artiz Mektebi'
Ana Sayfa arrow Yazarlar
Yazarlar
Mudanyada Yeni Bir Tiyatro Çabasıyla İlk Yaz Ve Hayat Ağacında Tavus Kuşları PDF Yazdır e-Posta
Salı, 15 Temmuz 2008

Mudanyada Yeni Bir Tiyatro Çabasıyla İlk Yaz Ve Hayat Ağacında Tavus KuşlarıBu yıl Uludağ Üniversitesi Mudanya Güzel Sanatlar Fakültesi, Oyunculuk ve Dramatik Yazarlık Anasanat Dalları’ndan oluşan Sahne Sanatları Bölümü’nde öğrencilerle birlikte ilk yılımızı tamamladık. Yeni bir bölüm olmanın tüm sıkıntılarını, sorunlarını ve  coşkusunu, güzelliklerini de paylaşarak. Sevgili Doktor’dan seçilen beş tablodan oluşan “Biçâreler” ve Edip Cansever, Cemal Süreya, Attila İlhan ve Orhan Veli’nin şiirleri üzerine doğaçlamalardan kurgulanan sözsüz gösterilerle birlikte iki bölümden oluşan ve Role Hazırlık  dersi kapsamında çalışılan etkinliğimizi de, 13 Haziran 2008’de gerçekleştirdikten sonra öğrencilerimizi kentlerine tatil yapmak üzere gönderdik. Şimdilerde de yeni öğrencilerimizi büyük bir merakla ve heyecanla bekliyoruz. Mudanya’nın, o dünyada pek çok yere bahşedilmeyen bol oksijenli, biteviye esintili havasında ve pervasız maviliklerinde…

Mudanya’da geçirdiğim ilk yaz. Tiyatroyla uğraşmanın ve bu uğraşının getirdiği, büyük ölçüde tiyatrosuz yaşamanın verdiği huzursuzluğu giderme çabasıyla zuhûr eden bir itkiyle, Mudanya’da bir “Halk Tiyatrosu Şenliği” düzenlemenin, Kurtuluş Savaşı’nı bitiren ve bağımsızlığın ilk adımı olan mütarekenin yapıldığı bir ilçede, Karagöz’ün vatanı olduğu var sayılan bir eski başkent Bursa’ya bağlı, dünyanın en güzel iklimine sahip ender yörelerden olduğu söylenen bir beldede, 5-10 Ağustos tarihlerinde yapılmasını planladığım bir şenlik ortamının, Güzel Sanatlar Fakültesi’ne sahip ilçeye zaman içinde kazandıracaklarını hayal ederek böylesi bir projenin ön hazırlıklarını yaptım yaz başında. Mudanya Belediyesi’nin finansmanıyla, GSF-Sahne Sanatları Bölümü’nün emeği ve oyunlarıyla da katkıda bulunacağı bir şenlik. Böylesi bir şenlik, süreç içinde gelişecek, zenginleşecek, büyüyen bir yapıyla uluslar arası boyuta da taşınabilecek ve 2011’de açmayı tasarladığımız Geleneksel Tiyatro Anasanat Dalı’nın alt yapısını oluşturabilecek ve onu besleyecek bir gelenekselliğe de kavuşabilecekti.  Amacını: “ Bir bağımsızlık savaşı olan Kurtuluş Savaşı’nı Türk ulusunun lehine sona erdiren ve böylece Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine önemli katkılarda bulunan mütarekenin imzalandığı Mudanya ilçesinin tarihsel karakteristiğine uygun olarak tiyatromuzun gelişimine özgün deyişiyle, tavrıyla, rengiyle katkıda bulunmak, bu alandaki gerek geleneksel, gerekse yeni, çağcıl arayış ve oluşumları desteklemek, tiyatromuzu zenginleştirmek ve Mudanya halkıyla buluşturmak adına I. Halk Tiyatrosu Şenliği düzenlenir. ” şeklinde belirttiğim bu şenlik için olabildiğince düşük sayılabilecek bir maliyet çıkartarak ve şenliğe katkıda bulunabilecek toplulukların da ön kabullerini alarak gereken girişimlerde bulundum. Ancak ne yazık ki, tarihte Myrleia, Apamea ve dağlık bölge anlamına gelen Montagna adıyla anılan ve son olarak Mudanya adını alan ve Bağımsızlık Savaşı’nı kazanmanın ilk tescili olan Mudanya Mütarekesi’ne ev sahipliği yapmış, yaklaşık 50 bin nüfuslu bir ilçede, şimdilik böyle bir projeyi, çeşitli nedenlerle gerçekleştiremedik. Ben de, en yakın gelecekte böyle bir projeyi yeniden gündeme getirmek üzere, istemeden de olsa Mudanya’nın yazlık atmosferine geri döndüm.

Devamını oku...
 
TİYATRO... TEKST ARAYANLAR... SİRKÇİLER... PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 25 Haziran 2008

TİYATRO& TEKST ARAYANLAR& SİRKÇİLER&Tiyatro eğlence yeri değil, büyükler mektebidir.

                                            Muhsin Ertuğrul

 

“Türkiye… Tiyatro… Uyanmak” adlı makalemde “Komediyse gelirim.” diyen seyircilere ateş püskürmüştüm; oysa şimdi daha da kızgınım. Çünkü amatör ya da profesyonel olan ve bir oyun sahnelemek isteyenler, hem e- posta yoluyla hem telefonla arayarak hem de birebir görüşmelerde, “Komik olan oyun teksti önerir misiniz?” diyorlar! Üstelik siteleri ve e- posta gruplarını incelediğimde her yıl yüzlerce kişinin bu tür ilanlar bıraktığını gördüm.

Bir yazar; aslında onu rahatsız eden bir problemi yazar. Bir şeylerden şikâyetçidir ve yazdığı eserle rahatsız olduğu bu durumu düzeltmeye uğraşır; en kötü ihtimalle, yazdığı eseri okuyan ya da izleyen insanların, bu durumun farkına varmasını ister.

Bir yönetmen; bir eseri okuduğunda problemi anlar, durumu oyuncularla paylaşır. Tam bu noktada işin içine bir de estetik kaygı girer. Yönetmen, bu kaygıyla, problemi çözerek ya da çözümü seyirciye bırakarak, sahneye koyar.

Devamını oku...
 
1970 Sonrası Çağdaş Türk Tiyatrosunda Çatışma Yaratan Bir Unsur Olarak Töre PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 22 Haziran 2008

           1970 Sonrası Çağdaş Türk Tiyatrosunda Çatışma Yaratan Bir Unsur Olarak Töre 

                   Tiyatronun amacı da aracı da insandır. İnsan ise toplumsal bir varlıktır. Töre olgusu her dönemde toplumsal yapı içerisinde insanı koşullandırıp yönlendiren önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu nedenledir ki geleneksel toplum yapısını koruyan Türkiye toplumunun yaşantısında önemli bir yeri olan töre olgusunun, çağdaş Türk tiyatrosuna yansımalarını araştırmak ve oyun yazarlarının töre olgusuna yaklaşımlarını tespit etmek, bir zorunluluk olmaktadır.

     Tanzimat döneminde yoğunlaşan ve Cumhuriyetle birlikte sistemli olarak yürütülen, çağdaş, modern, uygar bir toplum olmayı ifade eden Batılılaşma süreci, Osmanlı döneminden kalma gelenekçi yapının kırılmasına neden olmuştur (Berkes, 1997). Ancak, kırılan geleneksel yapı ve değer yargılarının yerine yenisi koyulmaya çalışılırken toplum, yaşadığı değerler karmaşasında bir çok alanda, değişik boyutlarda çatışmalar yaşamıştır. Bu ikilem sonucu yaşanan çatışma süreci günümüzde de devam etmektedir (Tunaya,1999). Geleneksel değer yargılarının koşullandırdığı toplumumuzun, bugün de bu değerlerin etkisinden kurtulamadığını din istismarının, dine dayalı devlet özlemlerinin geldiği noktadan, buna bağlı olarak yaşanan laik-antilaik çatışmalarından anlamak mümkündür. Her gün gazete manşetlerine yansıyan, yazılı ve görsel basına taşınan kan ve namus davası öç ve kıskançlık cinayetleri, kuma, başlık parası, kız kaçırma, bekaret konulu haberler, törelerin günümüz insanı için de önemli bir olgu olmaya devam ettiğini göstermektedir.

Devamını oku...
 
A Z E R B A Y C A N "OYUN" ÇOCUK TİYATROSU PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 04 Haziran 2008

     A Z E R B A Y C A NAzerbaycan Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı "Y U Ğ " Devlet Tiyatrosu  Rejisörü Dr. Rasim AŞIN tarafından 2005 yılında "YUĞ" Çocuk Tiyatrosu birimi olarak çalışmalarına İGRA ( OYUN ) adı ile başlamıştır.

İlk oyunu MEVLANA hikayelerinin çocuklar için uyarlanmış halini 5-6-7 yaş ve 8-9-10 yaş çocuklarının psikolojisine  uygun olarak sahnelenen "G E L "  adlı eseri olmuştur!

Çocukların hayatında oyun ve oyun anlayışının önemini vurgulayan

OYUN ÇOCUK TİYATROSU`nun Kurucusu ve Genel Sanat Yönetmeni, Eğitmeni Rasim AŞIN çocukların yaş ve psikolojilerine uygun oyun metni ve oyunculuk-reji anlayışını PSİKOSOF TİYATRO POETİKASI ile kurgulayıp kendi çocuk tiyatrosu formasının arayışları içindedir!

Devamını oku...
 
OYUN VE ÇOCUK TİYATROSUNUN ÖNEMİ PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 14 Mayıs 2008
OYUN VE ÇOCUK TİYATROSUNUN ÖNEMİ        Doğada insana ait olan her şeyin başlangıcı bir oyundur ve kuralları yoktur. Buradan yola çıkarak Hayatımızı bir oyun olarak düşünelim ve örnek olarak en küçük birimi ele alalım “AİLE”Yİ; anne baba ve çocuktan oluşmaktadır; babamız her sabah işe gider annemiz eğer çalışmıyorsa evde ki işler ile uğraşır ve çocukta evde oyun oynamaktadır, bu değişmez bir süreçtir ve bunun kendi içinde kuralları vardır, bu süreci hayatın her alanına indirgersek her yer de her şekilde oyun oynamaktayız; ama çıkarlar devreye girdiği zaman insanlar rol yapmaya başlamıştır yalınlıktan uzaklaşarak herkes birbirine rol yaparak kendi çıkarları doğrultusunda kurallar belirlemişlerdir, ama çocuğun doğasında oyun oynarken kural var mıdır?
Devamını oku...
 
Çocuk tiyatrosu yapmak sorumluluk almaktır. PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 28 Nisan 2008

 Adanada Çocuk Tiyatroları                            

Kişiliği oturmuş bir yetişkini birkaç saatlik tiyatro yaşantısıyla etkilemenin ve onu değiştirebilmenin olası olup olmadığı çağdaş tiyatro kuramcılarınca tartılmaktadır. Yetişkin izleyiciyi, dolayısıyla toplumu, tiyatro yoluyla etkileyip değiştirmenin mümkün olup olmadığı tartışıladursun, tiyatronun bu görevini çocuk tiyatrosu yoluyla gerçekleştirmesi olasıdır. Yani Bertold Brecht’in dediği gibi tiyatronun bir değiştirme gücünden söz edeceksek, çocuk tiyatrosu için bu yüzde yüz geçerli olsa gerek. Yaşam denen zorlu yolu henüz yeni adımlamakta olan çocuklarımızın önlerine çıkacak engelleri aşmalarına yardımcı olmak, ayaklarına değerek canlarını acıtacak taşları ayıklamak, böylece daha az zarar görerek büyümelerini sağlamak için tiyatroyu etkili bir araç olarak kullanmak olasıdır.

Çocuk tiyatrosu yoluyla henüz gelişmekte olan genç birey, istenen yolda geliştirilip değiştirilebilir ve geleceğin toplumu kısa değilse de uzun vadede yaratılabilir. Yanlış uygulamalar sonucu çocuğun tiyatrodan yarar değil zarar görebileceği de göz önünde tutulmalıdır. Bu nedenledir ki çocuk tiyatrosu, yetişkinlere yönelik tiyatrodan çok daha titizlik ve sorumluluk gerektiren bir iştir.

 

Devamını oku...
 
SAVAŞ DİNÇEL PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 20 Mart 2008
SAVAŞ DİNÇEL

Savaş Dinçel’le ilk kez 1989 yılında Yusuf Kurçenli ile birlikte oluşturduğumuz Işık Film’in Beşiktaş’taki  ofisinde tanıştık..Haldun Taner’in “Ay Işığında Şamata” adlı öyküsünden 4 bölümlük bir TV dizisinin senaryosunu yazacaktı… Hemen de yazdı senaryoyu..TRT’ye önerdik zaman yitirmeden ancak, sakıncalılardan oluşan bir ekibin önerisi olduğundan olsa gerek, reddedildi projemiz…

Sonra sevgili dostum Müjdat Gezen’in büyük bir özveriyle gerçekleştirdiği MSM’nin  (Müjdat Gezen Sanat Merkezi) oluşmasıyla daha sık görüşmeye başladık..İkimiz de orda öğretmen olarak görevliydik.. Bu nedenle de sıkça birlikte olma şansımız oluyordu..

 

Devamını oku...
 
21. YÜZYILIN YENİ TİYATRO POETİKASI AZERBAYCAN`DAN! PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 01 Şubat 2008

21. YÜZYILIN YENİ TİYATRO POETİKASI AZERBAYCAN`DAN!

        Sevgili tiyatro sanatına gönül veren dostlar!

        Size bugün Azerbaycan tiyatrosunda farklı çalışmalar yapan bir kurum ve onun sanatsal duruşundan bahsedeceğim genel hatları ile.. İlginizi çekeceğine inanıyorum!  AZERBAYCAN “YUĞ” DEVLET TİYATROSU her ne kadar devlet tiyatrosu olsa da tamamen serbest-laboratuar-deneysel çalışan bir tiyatro kurumudur. YUĞ sözünün definitsiyasını-anlamını araştırırsanız göreceksiniz ki çok önemli bir tiyatro-sahneleme-oyun-anma formasının açılımını göreceksiniz..

 

        "YUĞ tiyatrosu`nun Poetikasını  ( PSİKOSOF  TİYATRO POETİKASI )  kısaca açıklamak gerekirse: Ruhun hikmeti ile serbest yaradıcılığını Kwant psikolojisi (Kuantum fizik anlayışının düşünce alanında bedenlenmiş hali) ve Türk Milli Sanat düşüncesinde gelişdiren "Psikosof" tiyatro poetikası..."  Kuantum düşünce tekniği ile ilintili bir durum ama bir teknikden çok psikoloji bilimi ile ilgili bir sahne süreci.. sahnede var olma anı ile ilgili.. Çok  kuramsal alana girmek istemiyorum..

 

Devamını oku...
 
YUNUSUN YOLUNDA DİVANE AĞAÇ PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 25 Ocak 2008

YUNUSUN YOLUNDA DİVANE AĞAÇ    Bir ağaç ki köklerinde canların canını taşıyan, bir ağaç ki, onun acısıyla kendini yollara vuran bir ananın yoluna çıkıp, derdini anlatan. Bir ana ki, oğlunun ateşiyle yanıp tutuşan, onun canına, onun ruhuna, onun uğruna her şeyini feda eden….

Turgay Nar’ın kaleminden çıkan, Hüseyin Köroğlu’nun yönetmenliğinde beden bulan “Divane Ağaç” oyunu, insan ruhunda uzun ve zorlu yolculuğun kapılarını açıyor. Bir annenin doğum sancılarını, sadece bebeğine değil, hayata karşı, kötülüklere karşı mücadelesini, bir hayalin, bir rüyanın içinde görüyoruz.

Hikaye, Bereket Ana’nın rüyasıyla başlıyor. Hayatın iki kapısından ilkini, oğlunu dünyaya getirirken ve bu duyguyu yaşarken görüyoruz. Dünyaya gelen, hepimizin geldiği kapıdan geliyor ama bambaşka ruh kapıları açıyor hayatlarımıza.

Devamını oku...
 
Ne içinTİYATRO PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 16 Ocak 2008

Suleyman KABAALI    Bir ihtimaldim,bir olasılık.Kanalizasyon boşluğunda eriyip,yok olup gidebilirdim.Ama kendime, pardon kendim sandığım bir insan hormonuna yer bulabildim... Aaa!! Affedersiniz bulabildiğimi sandım.Yarıştım,beraber yetişseydik eğer gideceğimiz yere kardeşim olacaktı bir tanesi.Ama en kararlısıydım babamın milyonlarca sperminden.Daha annemin karnında öğrendim yarışmayı...

Annem iyi beslenemedi, karınca kararınca geçindik. Bir zeytini bölüştük bazen. Annemin karnında öğrendim paylaşmayı. Doğdum sonra... Normal doğdum... Büyük acılarla. Normal doğum diyorlardı ama annem çok ağladı. Anormal bir isim koymuşlar sancılı doğumlara ve ilk nefes alışımda öğrendim yalan söylemeyi....

Bir süre babamla aynı memeyi paylaştım.Hemen hemen sekiz ay kadar sürdü.Yemek yedirdiler sonra.Hatırlıyorum da ilk yediğim yemek patates ezmesiydi."Patata ımkılle" diyorlardı Arapça’da.Bir şeyin birden fazla söylenişi varmış dil diyorlar buna...

Devamını oku...
 
NE İÇİN SANAT? PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 12 Ocak 2008

ImageSanat sanat için mi, yoksa toplum için mi?”

 

Eskiden sorun buydu. Yani buydu sanatçının derdi… Sanatı ne için yaptıklarını tartışırdı sanatçılar… Kimine göre toplum olmadan sanat olamazdı.  İmkânsızdı! Yani birileri görmedikten, duymadıktan sonra, birine bir şey anlatamadıktan sonra ne anlamı vardı ki sanatın…

Şimdilerde ise“Globalleşen dünya” ile birlikte soru da sorun da değişiverdi : “ Sanat sanat için mi yoksa sanat para için mi?” diye sorar oldu sanatçılar… Bir anda çıkartılıverdi aradan toplum… “Ya sanatı sanat için yap, entel ol; ya da sanatı para için yap, zengin ol!” deniverdi gençlere, 1980 sonrasında her iş kolunda söylendiği gibi... Yaşam desturu olarak, kendi paçasını kurtarmayı edinen gençler için sanat; artık kendini, fikrini, ideolojisini, hayallerini, düşlerini, aşklarını ifade etmek için bir araç olmaktan çok şöhret ve paranın dayanılmaz hafifliği artık… Gençleri 1980 sonrası uygulanan sistemli politika buna sürükledi, peki kabul

Devamını oku...
 
Devamı...
  • BATININ GÖZÜYLE DOĞUNUN BAYAZIT'I
  • KADIKÖY'ÜN HALDUN TANER'İNE BİR DAMLA GÖZYAŞI
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 1 - 13 / 24
[ Geri ]

 Tiyatro

Foruma Gider!
XHTML Validation
CSS Validation
Powerd by YOOtheme

Copyright © 2005Tiyatro Türkiye